Bu sayfayı paylaş

Tarihi Suluhan'da Son Çekiç Sesleri...



“Kimse kiri, kömürü, balyozu beğenmiyor. Soğuk demirci kıyamet gibi.”

500 yıldır sıcak demircilik yapan bir ailenin son temsilcileri böyle diyor sıcak demircilik için. Erzurum'da sıcak demircilik yapan Kurban Özdemir 1950’de gelmiş Ankara’ya. Babası Nuri, dedesi İbrahim ve ondan önceki tüm erkekler sıcak demirciymiş. Şimdi oğlu Ahmet Özdemir ve torunu Yavuz Selim Özdemir sürdürüyor bu zanaatı.


Suluhan ve Kurban Ticaret

Ulus’ta Hal’in arkasına çıkarsanız Suluhan’ın bacalarını görürsünüz önce. Hana girip merdivenlerden aşağıya indiğinizde önünde çekiç-örs-mengene olan bir dükkan dikkatinizi çeker ilk olarak. Keser, çapa, tahra, balta, çekiç, bıçak, satır vardır sıra sıra. İçeriye girerseniz kapı menteşesi, nacak, orak, keski, madırga, mucarta, çarpacak, matkap ucu ve ok ucuna kadar onlarca çeşit alet vardır sizi karşılayan.

Biz de gittik Suluhan’a ve bu dükkana girdik, Ahmet Bey ile tanıştık. Mesleğinin, mahallenin, Suluhan’ın dününü ve bugününü sorduk; “Asıl mesleğimiz sıcak demircilik. Tükenmekte olan bir meslek. Şu anda Ankara’da 3 sıcak demirci var. Çırağı, işçisi de gelmiyor. Ben de oğlumu yetiştirdim. Kimse kiri, kömürü, balyozu beğenmiyor. Soğuk demirci kıyamet gibi.” dedi ve devam etti...

Eski Ankara’nın Hacı Doğan’ı

“1950‘de Ankara’ya, 1960’ta bu mahalleye geldik. Hacı Doğan diye geçerdi bu mahalle. Hatta Doğan Spor vardı, milli sporcular çıkarmıştı; Alpay’dı en tanınan futbolcusu. Tiyatro sanatçısı Melek Baykal, yönetmen Sinan Çetin Hacı Doğan’ın çocuklarıdır.


1986’da bu dükkana geldik. 1960-2000’li yıllarda Gazi Lisesi’nin duvarlarının olduğu yerde imalathanemiz vardı. Belediye şehir içine izin vermeyince Ostim’e Hurdacılar Sitesi’ne taşındık; burası satış yerimiz. İmal ettiğimiz bazı aletlerde otomobil hurdası kullanırız. Kamyon aksi, makası kullanırız. Malzemeyi ısıtıp her şey yapabiliyoruz.

Atatürk İlkokulu ve Ortaokulunu bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi’den mezun oldum. Hem okudum, hem da babamın yanında çalıştım. Babam memur olmamı istemişti. Memur olduktan sonra da çalıştım. Emekli olunca tam zamanlı döndüm, oğlumun yanındayım.

Bu han 30 yıl kadar kapalı kalmıştı. 30 yıldan sonra 1984’te restorasyonu bitti. Önceleri tanınmıyordu, sıkıntı çekildi. Şimdi tanınıyor, Ankaralının bildiği bir yer. Bu çevrede bir düzenleme olacak, ama Han kalır. Burası mülk olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkü.”

Biz Ahmet Bey ile konuşurken oğlu müşterileriyle ilgileniyordu. “Sıcak demircilik kazandırıyor mu?” sorumuza “Eskiden yıl bittiğinde ne alalım derdik; araba mı, ev mi? Şimdi yılı çıkardığımıza şükrediyoruz. Ayda 5 bin lira girdimiz var. İş yapsan da yapmasan da bu rakamı ödeyeceksin. Kazanamazsan kapatır gidersin.” yanıtını aldık.


Tarihi filmler ok ucu sattırıyor.

Yavuz Bey yanımıza gelince müşterilerinin kimler olduğunu sorduk. “İnşaat kesimi genellikle. Yapı malzemeleri, inşaat çelik takım ve el aletleri kullananlar. Keserden bıçak çeşitlerine, kar küreğine kadar evlere de satıyoruz. Heykel bölümlerine, ziraat aletleri kullanan çiftçilere, jeologlara... Her yerden müşterimiz var. Mesela ok ucuna meraklı insanlar var; tarihi filmlerde, dizilerde görüyorlar gelip istiyorlar. Ok yapıyoruz, alıp dekorasyon malzemesi olarak kullanıyorlar.” dedi ve yine müşterilerinin yanına döndü.

Heykeltraşların aletleri Suluhan’dan

Ahmet Bey devam etti dostu, arkadaşı, çocuğu, kardeşi olarak gördüğü müşterilerini anlatmaya. “Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü hocalarının, öğrencilerinin aletlerini ben yaparım. Heykeltraşlık el aletleri, taş el aletleri yapıyoruz. Yıpranmış el aletlerinin tamirini yapıyoruz. Bazen öğrenciler yapı marketlerden filan alıyorlar 8 liraya, kırılıp ellerinde kalıyor. Bende iyisi 5 lira. Remzi Savaş Hoca benden iyi sıcak demircidir. 5 sene İtalya’da kalıp öğrenmiş. Filinta Önal’ı öğrenciliğinden bu yana tanırım, gelir alet alır. Öğrenciler taş çalıştıklarında gelirler. Heykeltraşları öğrenciliğinden tanırım. Şehir dışına giderler, beni arar alet isterler, gönderirim.”

Küçük esnaf karnı aç olanı bile doyurur.

“Bu meslek de biterse...” diyoruz Ahmet Bey’e, “ne olur?” Yanıtlıyor: “Fabrikalar seri ürettiği için, bir arabanın aksını alıp da kimse işlemiyor artık. Bir de en kötü yerliden daha kötü Çin malları var. Meslek bitiyor. Bu meslekler bittiğinde sıcaklık, komşuluk bağları da biter. İnsanî ilişkiler biter. İş tamamen fabrikalaştığında, kimin fabrikasında gidip sohbet edebilirsiniz? Küçük esnaf karnı aç olanı bile doyurur. Zanaatkârlarla birlikte insanlık da kayboluyor.

Eski Amerikan filmlerinde mutlaka bir sıcak demirci sahnesi vardır; gem, üzengi, zırh, nal yapar. ABD bunları, kendi değerlerini her filmde gösterir. Türkler efsaneye göre demir dağı eritip çıktı; demiri, çeliği kullanmadığımız bir dönem yok. Bütün bunları yok saymak demek koca bir tarihi yok saymak demektir. Tarihi Mostar Köprüsü yıkıldı, Türkiye’ye başvurdular. Türkiye’den ustalar gitti. Bütün el aletlerini biz yaptık. Suluhan yapılırken de çok el aleti verdik. Taşın yontulduğu her işin aletini biz veriyoruz. Gözümüzün önünde kullanılması bizi çok mutlu ediyor.”

Pazartesiden cumartesi’ye, 08.00 ile 19.30 saatleri arasında açık Kurban Ticaret. Evinize demir alet gerekirse oradan alın; torunlarınızın torunları da kullansın.

(Kurban Ticaret: Şehit Teğmen Kalmaz Cad./Posta Cad. Vakıf Suluhan Çarşısı No.38/20 Ulus Ankara Tel.0312. 311 79 66 - 0536. 373 05 04 - 0544. 569 80 06)

Bu sayfayı paylaş

Siz de Arabul Ankara'da Yerinizi Alın!

En uygun bütçe ile en etkili tanıtımı yaparak marka bilinirliğinizi ve satışlarınızı arttırın.