Bu sayfayı paylaş

Şairlerin Ankarası



Kumrular’dan Karanfil’e şairlerin Ankarası.

“Edebiyatın başkenti” Ankara, en çok şairlere yakışır. Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Cemal Süreya’ya, Enver Gökçe’den Behçet Aysan’a ne “güzel” şairlerimiz geçti Ankara sokaklarından, Ankara mahkemelerinden, Ankara Cezaevlerinden...

Ankara mahkemelerinde yargılanan, Ankara cezaevlerinde kalan Nazım Hikmet’ten, Nazım Hikmet’in şiirlerini okuduğu için hapis yatan ve öğretmenlikten atılan Hasan Hüseyin Korkmazgil’e şairlerimiz ne çok şey kattı Ankara’ya, edebiyata, insanlığa.

Ceyhun Atuf Kansu, Cahit Külebi, Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat, Ahmet Arif, Attila İlhan, Salah Birsel, Turgut Uyar, İlhan Berk, Ece Ayhan, Ergin Günçe, Gültekin Emre, Ahmet Erhan, Ahmet Oktay, Murathan Mungan, Sina Akyol, Ahmet Telli, Metin Altıok, Şükrü Erbaş, Gülten Akın, Haydar Ergülen, Ali Cengizkan, Yılmaz Odabaşı, Akif Kurtuluş, Hüseyin Atabaş, Aydın Afacan, Adnan Azar, Yaşar Miraç... Sokakları, kumruları, bulutları, sinemaları, köprüleri, aşkı, arkadaşlığı, paylaşımı, mücadeleyi, direnişi, acıyı, hayatı yazdılar şiirlerinde. Satırlarında, satır aralarında Ankara olan yazılarında.

Şairlerle Ankara’nın derin, sağlam bir bağı var. Yıllar geçer, sesler yiter, fotoğraflar solar; ama o bağ hiç kopmaz. Yitik Kent Ankara’dır bir kitabının adı Gültekin Emre’nin. Gittiği yeni ülkeler, yeni kentlerde Ankara’nın ne mahallelerini, sokaklarını, yazlık sinemalarını ne de çocukluğunu, gençliğini bulamayan şairin.

“Beni hiç sorma iyiyim işte şöyle böyle

Çocukluğum yazlık sinemaların önünde

Çekirdek satar amcalar, külahı 25 kuruşa.”

Ankara doğumlu şair Sina Akyol Ankara’nın kalbinde yatanları yazar;

“Babamın mezarını

ziyaret ettim bugün.

Etmişken,

Deniz’in.. Hüseyin’in.. Yusuf’un

yan yana mezarlarına da sürdüm

yüzümü.” dizelerinde.

Bir başka Ankara doğumlu şair Ali Cengizkan Bağımlı Şiir, Ankara Ankara Güzel Ankara’da “Bakanlıklardayım. Elimde bir kırmızı karanfil.” dizesiyle başladığı “II. Karanfiller ve İnsan Huyu” şiirinde,

“Kırmızıdır su senin bakışından

yeşil bir serinliktir Ankara’da

o çeşmedir Kale’de birdenbire karşınıza çıkan

çünkü kırmızıdır su benim aşkımdan.” diyecek; değişen hayatı, dönüşen Ankara’yı dizelerine taşıyacaktır.

Yılmaz Odabaşı, “Yağmur dalgın bir efkar giyinir Ekim’de / Kumrular sokağında çekilmiş bir diş gibi kalırım” dizeleriyle başladığı Kumrular Sokağı Şiirleri’ne,

“Kumrular sokağı bir kente uzayıp gider.

Gökkuşağım,

ayrılığım,

ömür ki eskir ve aşka uzayıp gider...” dizeleriyle devam eder.

Ahmet Arif Karanfil Sokağı şiirinde “kökü Altındağ’da, İncesu’daki” Ankarayı anlatır. “Duvarları katı sabır taşından / Kar altındadır varoşlar, / Hasretim nazlıdır Ankara.”

Şiir ile Ankara başlıklı yazısında ne der Haydar Ergülen... “Ankara görünüşte ihmal edilebilir, Ankara hakkında uzun süre susabilirsiniz, Ankara yok gibi davranabilirsiniz; ama Ankara’yı gönlünüzün haritasından çıkaramazsınız.”

Çünkü Ankara’da çok şiir yazıldı. Çok şiir okundu. Çok şair yaşadı. Çok şair acı çekti. Ankara edebiyatı soludu, edebiyatla yoğruldu. Dergiler basıldı, dergiler kapandı. Şiir kitapları yayınlandı. Şairler geldi. Şairler gitti. Ankara derinleşti; dönüştü, dönüştürdü. Şiirle yenilendi, defalarca yeniden doğdu.

Ankara sokaklarında artık o “güzel” insanların ayak izleri kalmamış olsa da, ruhunda dizeleri saklı. İşte bunun için bu kent “Şairlerin Ankarası”

Bu sayfayı paylaş

Siz de Arabul Ankara'da Yerinizi Alın!

En uygun bütçe ile en etkili tanıtımı yaparak marka bilinirliğinizi ve satışlarınızı arttırın.