Bu sayfayı paylaş

Pilavoğlu Han’da kırkyama bir güzellik



“Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar / Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar”

Eski bedestenler ve hanlar, Ankara Kalesinin yukarı yüz ve aşağı yüz olarak tanımlanan bölgelerine kurulmuş. Bu tarihi hanların pek çoğu yangınlarda yok olmuş, kendiliğinden yıkılmış ya da zaman içinde yıktırılmış.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi olarak kullanılan Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han; Rahmi M. Koç Müzesi ve Safran Brasseire olarak kullanılan Çengel Han ve Safranhan; Divan Ankara Çukurhan adıyla otel olarak kullanılan Çukurhan, özgün hallerinden pek bir şey taşımasalar da turizm açısından önemliler. Pilavoğlu Han dahil diğer birkaç han ise, özgüne yakın halleriyle Ankara’nın önemli tarihsel yapıları olarak mevcudiyetlerini korumaktalar.



Menzilimiz Pilavoğlu Han

“Tanrı yardımcı olsun gayrı yolda kalana,

Biz menzile vararak atları çektik hana.”

Hanlar bölgesindeki son gezimizde Pilavoğlu Han’da mola verdik. Eskiden At Pazarı denen meydana bakan Pilavoğlu Han, Rahmi M. Koç Müzesinin tam karşısında. 16. ya da 17. yy’da yapılmış; avlulu, iki katlı bu han geçmişte birkaç onarım görse de, çevresindeki “tarihi” denilen; fakat aslında günümüzün inşaat teknolojisiyle “yeniden inşa edilmiş” olan hanlardan çok daha özgün ve güzel. 14 odalı bu büyük tarihi han, geçmişte kadın ve çocuk cezaevi, depo ve son olarak da yoksul insanların kaldığı bir otel olarak kullanılmış.



Onarımdan geçerek yeniden açılan Pilavoğlu Han’da şimdi keçe yapımı, ahşap imalat, ebru, ahşap oyma, bez bebek yapımı, ahşap ve seramik, kırkyama gibi çalışmaların sürdürüldüğü dükkanlar; çiçekçiler, antikacılar, sahaflar ve kafeler var. Küçük dükkanlarda tasarım ürünleri, duvarlarında resim sergisi, başka bir dünyadan insanlarıyla Pilavoğlu Han, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibi.



Eski kapıları, yorgun ve vakur duvarları, konuksever sakinleri, etrafta dolaşan minik kedileri, nefis kahve kokusu, rengarenk çiçekleri, üst katından görülen muhteşem güney Ankara manzarası ile; eskiyle yeninin, sanatla zenaatın buluştuğu huzur dolu bu han, adıyla koşut, yolcularını başka bir dünyanın kollarında dinlendirmek üzere sabırla bekliyor saat kulesinin gölgesinde.



Pilavoğlu Han’da yeni bir renk: Kırpık

Giriş katında, vitrininde el emeği özgün işlerin olduğu bir dükkana konuk olduk, adı Kırpık. Dükkan sahibi Edibe Acay, İçmimarlığa ilgi duymuş olsa da Şişli Siyasal Fakültesi İşletme Bölümünde okumuş. Bir inşaat şirketinde 10 yıl çalışmış ve sonunda mutlu olmadığı işinden istifa etmiş. Çocukluğundan beri hep sevdiği kumaşlara, ipliklere, renklere ve dikişe yönelmiş. Kumaşların renkli dünyasını rakamlara tercih etmiş. Hobi olarak yıllarca kırkyama (patchwork) işler üretmiş.



Geçen bayram İstanbul’dan ziyaretine gelen fakülte arkadaşını gezmek üzere Kale’ye getirmiş Edibe Hanım. Pilavoğlu Han’a da girmişler ve giriş o giriş. Arkadaşının ve kızının ısrarı, ortamın güzelliği bu küçük dükkanın açılmasına vesile olmuş.

Kırpık’ta kumaş, iğne ve iplikle üretilmiş; hayalinizi zorlayacak güzellikte ve incelikte tablolar, para keseleri, lavanta keseleri, yastık yüzleri, sehpa-masa örtüleri, yatak örtüleri, cüzdanlar, çantalar, mutfak eşyaları, dekoratif eşyalar, üzerlikler, takılar ve daha nice güzel şey var. Çok farklı malzemeler yan yana gelmiş, sıra dışı objelere dönüşmüş. Ketenle ipek, tül ile etamin arkadaş olmuş. Mavi ile yeşil, boncuk ile kurdele el ele tutuşmuş.


Edibe Hanım’ın çalışma masasının arkasında bir gece lambası dikkatimizi çekti, sorduk. “Dantel yengemin hediyesi, gece lambasına dönüştürdüm. Yandıkça onun ruhu aydınlanıyor diye düşünüyorum.” dedi. Gidenler ve anılar geçmişte kalmamış; vefalı bir elin inceliğinde, bir lambanın ışığında yeniden yaşam bulmuş... Pilavoğlu Han’ın mütevazı duvarları gibi, konuşmadan konuşur olmuş...



Sandıklardaki gelinlikler, elbiseler, tüller, kumaşlar yeniden doğmuş Edibe Hanım’ın emeği, özeni ve sanatsal inceliğiyle bambaşka kimliklere bürünmüşler. Kırpık’taki yaratıcı, farklı ve “tek olan” her şey, kendi kullanımınız ya da hediye vermek için çok ideal. Hepsi de el emeği, sabrın ve ince bir zevkin ürünü. (Kırpık ve diğer Pilavoğlu Han markaları, özel ürünleriyle 31 Aralık’a kadar Bilkent Station Hediyelik Eşya Panayırında olacakmış, vurgulayalım.)

Ankara Kalesi’ne, At Pazarına ve Pilavoğlu Han’a giderseniz Kırpık’a mutlaka uğrayın; küçük, zarif, naif dokunuşlarla neler yapılabileceğini görmek için. Başka bir dünyada küçük, zarif, naif bir mola için.



Pilavoğlu Han’dan Han Duvarları’na

Hanlardan yüzlerce yıldır kimler gelmiş, kimler geçmiş. Yolcular da gitmiş, hancı da değişmiş. Ama hanlar kalmış. Her bir noktasında binlerce anıyla. Pilavoğlu Han ile doğrudan bir ilgisi olmasa da çağrıştırdığı duygularla ve saygıyla analım Faruk Nafiz Çamlıbel’i de...

“Aradan yıllar geçti işte o günden beri

Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim,

Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim.

Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,

Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!

Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,

Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!...”

Bu sayfayı paylaş

Siz de Arabul Ankara'da Yerinizi Alın!

En uygun bütçe ile en etkili tanıtımı yaparak marka bilinirliğinizi ve satışlarınızı arttırın.