Bu sayfayı paylaş

Hangi Camimizde Aslan Heykeli ve Ejder Motifi Var?



13. yy’da yapılmış bir külliyede aslan heykellerinin, cami mihrabında ejder motifinin ne aradığını merak ettiniz mi?

Ulus Samanpazarı’nda, eski adı Aslanhane Mahallesi olan bölgede bulunan külliye; cami, zâviye (küçük tekke) ve türbeden oluşur.

Türbe ve zâviyenin camiye bakan cephesinde bulunun aslan heykelleri, caminin de adı olarak anılmış yüzyıllarca.

İlginç olan, 13. yy’da yapılan bir caminin de içinde bulunduğu külliyede “aslan” heykellerinin olması. Halkın da camiyi yapan ya da onarımını gerçekleştiren ahilerin adıyla değil, aslan heykelleri ile tanımlanıp benimsenmesi.

Camide aslan heykeli ve ejder motifi:



Selçukluların sosyal ve dinsel yaşamlarında hem eski Türk inanç ve geleneklerinin izleri, hem de İslamiyet’in esasları görülmekteydi. Bu bağlamda, mimari yapıların dış süslemelerinde İslamiyet öncesi gelenekler, iç yapılarında ise İslami mimarlık geleneğinin ahşap ve çini uygulamaları kullanılıyordu.

Kale kapılarına, surlara koruyucu kabul edilen aslan heykelleri yapılıyor; tekke ve medreselerin duvarlarına “aslan, kaplan, ejder” motifleri kullanılıyordu.

Bu nedenle bu külliyede de aslan heykelleri (fotoğrafta üzeri mavi naylon ile örtülü olanlar) ve mihrabının tepelik kısmında ejder motifi bulunmaktadır.



Camideki devşirme malzemeler:

Caminin duvarlarında yer alan, Ankara Kalesinde ve çevresindeki birçok yapıda da görülen “devşirme malzemeler” yapıldıkları yıllardaki hoşgörünün birer simgesidir.



Bu külliyedeki aslan heykelleri de aynı bakış açısının somut örnekleri olabilir. 13. yy başlarında yapılan bir caminin temelinde, duvarında ve içinde Roma yapılarından kalan malzemeler kullanılmış. Sonuçta dönemin yöneticileri, din adamları ve halk cami, tekke ya da türbelerde antik malzemelerin kullanılmasında bir sakınca görmemiş.

Sonuçta 13. yy’da Selçuklularda “aslan” heykeli olan bir külliye anlayışının mevcut olduğunu görüyoruz. Arkasından gelen 725 yıl boyunca aslan heykellerine kimsenin dokunmadığı da bir gerçek. Ne güzel...

Bir Selçuklu şaheseri... Aslanhane Camisi!


Aslanhane Camisi (Ahi Şerafettin Camisi) Anadolu’daki ahşap camilerin ilk örneklerindendir. Selçuklular 13. yy’da Ankara’da ahşap sanatının çok iyi örneklerini vermişler; Ankara atölyelerinde en iyi nakkaşlar, ustalar yetişmiştir. Caminin tavandaki ve minberdeki ahşap süslemeler, döneminin en iyi örneklerindendir.

Caminin minberi ceviz ağacından, kündekâri tekniğiyle yapılmıştır. Ankara camileri içindeki en güzel minberlerdendir. Minberin orjinal kitabesi maalesef çalınmıştır.

Mihrabı Selçuklu çinileri ile kaplıdır. Alçı ve çini işçiliğinin bir arada kullanıldığı mihrap, Selçuklu yapı tarzının bir yansıması olarak, Ankara’da yapılmış en güzel örnektir. Mihrabın çevresini kuşatan ve kıvrık dal motifi olan bordür oyma tekniği ile yapılmıştır.

Cami ahşap yekpare (tek parça) direkli, düz ahşap tavanlıdır. Altışar olarak dizili, sedir ağacından yapılmış (ve üstünde Roma dönemine ait sütun başlıkları bulunan) 24 sütun, Cami’nin çatısını taşımaktadır. Selçuklular ahşap sanatında ceviz, şimşir, meşe, ıhlamur, elma, armut ve sedir ağacını kullanmışlardır.

Dikdörtgen planlı, tek mekandan oluşan Aslanhane Camisi duvarlarında taş, sırlı ve sırsız tuğla ve Roma yapılarından kalan antik taşlar kullanılmıştır. Tek şerefeli minaresinde çini süslemeler ve Türk üçgeni formu görülür.

Aslanhane Camisi restore edildi ve ibadete açıldı. (Teknik detayları tam bilemesek de, güzel olmuş. Mimarından işçisine, emeği geçenlerin ellerine sağlık.) Külliyenin zâviye ve türbesindeki onarımlar ise devam ediyor.

Bu sayfayı paylaş

Siz de Arabul Ankara'da Yerinizi Alın!

En uygun bütçe ile en etkili tanıtımı yaparak marka bilinirliğinizi ve satışlarınızı arttırın.