Bu sayfayı paylaş

Cumhuriyetimizin yıkılmaz kalesi Ankara



Dizeler tanık Ankara’dan parlayan yıldıza.

Cumhuriyetimizin 94. yıldönümü kutlu olsun. Cumhuriyetimiz sonsuza dek yaşasın...

I. Dünya Savaşının zorlu ve kanlı, Kurtuluş Savaşımızın onurlu ve dirençli yılları, ateşle imtihanımız on yıl sürdü. Biz o imtihandan Cumhuriyetle çıktık.

O imtihanda Ankara önce karargâh, ardından başkent oldu.

Vatanın kurtuluşu ve bağımsızlık için Samsun, Amasya, Sivas, Erzurum adımlarını atan Mustafa Kemal Paşa, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldi. Ankara’da, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. O Mecliste, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet kabul edildi ve Mustafa Kemal Paşa ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Cumhuriyet tarihimizin çok önemli olayları yaşandı, kararları alındı, yasaları çıkartıldı. Ankara’nın tarihi sorumluluğu Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelişiyle başladı, Cumhuriyet tarihiyle koşut devam etti. Ankara özgürlük ve bağımsızlık savaşımızın kalbi olarak attı yıllarca.

Ankara Anadolu’nun, direnenler Ankara’nın kalbindeydi.

Kuvâ-yı Milliye ile Kurtuluş Savaşını bir kez daha kazanan Nazım Hikmet’in dizelerindeydi Ankara. “Öyle günlerde yaşıyoruz ki / ben bir iş yapabildim diyebilmek için / hep alnının ortasında duyacaksın ölümü” diyen öğretmenin mektubundaydı.

“Kardeşim,

sana bu mektubu Ankara’da Kuyulu kahvede yazıyorum.

Hep aynı Anadolu havalarını çalıyor gramofon

kocaman bir boru çiçeğine benzeyen ağzıyla,

Dışarıda yağmur...

Mektepten istifa ettim.

Cepheye gidiyorum ihtiyat zabitliğiyle.

........

Bak, tam sana bunları yazarken

asker geçiyor sokaktan;

yağmurda harap postallarının meşinini ıslatarak

Meclis’in önüne doğru iniyorlar,

İstasyona gidecekler.

Ve türkü söylerken, her nedense her zaman yaptığı gibi,

sesini incelterek marş okuyor genç Türk köylüsü:

'Ankara’nın taşına bak,

gözlerimin yaşına bak....'

Yüzleri mühim, dalgın ve yorgun.

Tıraşları uzamış biraz.

Elleri büyük ve esmer.

Elâ gözlüler, kara gözlüler, mavi gözlüler.”

Kuvâ-yı Milliye Destanında, ateşi ve ihaneti gördüğümüz yıllardaydı Ankara.

“Toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çok olan; topraktan öğrenip kitapsız bilen,Hoca Nasreddin gibi ağlayan, Bayburtlu Zihni gibi gülen ve gözü kanlı dört düvele teslim edilen Türk köylüsünün direnişinde; memleketi Alamana satan, yan gelip ölülerin üzerinde yatanların kanlı bankerler pazarında; mısır koçanı, arpa ve süpürge tohumu yiyen çocukların çöp gibi boynunda; kırılmış dal gibi gövdesi ziftten kambur çıkan Kerim’in rüyalarında; Akşehir üstünden Afyon’a giden kağnıların tekerleklerinde; kadınların korkunç ve mübarek ellerinde; en azılı düvellerle dövüşen, uykuda kesilen, kuşuna dizilen askerlerin umudundaydı Ankara. Mavi gözleri çakmak çakmak sarışın kurdun planlarındaydı.

Büyük ozan Nazım Hikmet’in dizelerindeydi Ankara.

Dizeler tanık Ankara’dan parlayan yıldıza. O yıldız bugün 94 yaşında. Nice 94 yıllara.

Bu sayfayı paylaş

Siz de Arabul Ankara'da Yerinizi Alın!

En uygun bütçe ile en etkili tanıtımı yaparak marka bilinirliğinizi ve satışlarınızı arttırın.