Bu sayfayı paylaş

Ankara’yı Gezelim...



Bu hafta sonu için size yeni ve çok özel bir program yaptık. Haydi Ankara’da gezmeye!

Daha önce Ankara Roma Hamamı Gezi Rehberi başlıklı yazımızda Ulus’taki Roma Hamamı’nı yazmıştık. Roma Hamamında başlayan ”kutsal yol”un Çankırı Caddesi’nin altından geçip Ankara Valiliğine ve oradan Augustus Tapınağına ulaştığını belirtmiştik. İşte bu hafta sonu size bu rotada yürüyüş öneriyoruz.

Toplu taşıma araçlarını kullanırsanız “tarihi kent merkezimiz” Ulus’ta inin. Kendi aracınızla giderseniz Valiliğin hemen altında ve Hacı Bayram Külliyesinde kapalı otopark var. Önce Roma Hamamı’na gidebilirsiniz. Roma Hamamı’ndan çıkıp karşıya geçerseniz Çam Sokak’a, tarihi İş Bankası binasına kadar yürüyün. Biraz ileride eski Başvekalet binasını, Julien Sütununu, Roma yolunu, tarihi Mecidiye çeşmesini ve Ankara Valiliği binalarını göreceksiniz.


İş Bankası İdare Merkezi binası

İtalyan kökenli, Türk vatandaşı Mimar Giulio Mongeri’nin (ki Ulus’taki Ziraat Bankası ve Osmanlı Bankası binalarının da mimarıdır.) tasarımı olan bu bina 1929’da inşa edilmiş. Yapı, betonarme iskelet sistemi ve Ankara taşı kaplamalı. Yüzü (1915’te İttihat ve Terakki Cemiyeti Kulüp binası olarak tasarlanan 1. TBMM’ye ve (1927’de açılışı yapılan) Zafer Anıtı’na dönüktür. Ortası avlulu, beş katlı, oval biçimli tepe ışıklığı olan bu yapının içine giremezsiniz doğal olarak. Dış cephede 1. Ulusal Mimarlık Akımının etkisiyle, hem Selçuklu-Osmanlı, hem de batı mimarlığından izleri görebilirsiniz. Cephesi Selçuklu ve Osmanlı bezeme motifleriyle süslüdür. Yapının genel kıvrımlı hatları ve girişteki cam gölgelik Art Nouveau tarzındadır. Bina, Rönesans üslubu anlayışıyla giriş + üç kat + üst kat olarak yatay hatlarla 3’e bölünmüş. Çembersel girişli olan yapının özgün hali ikizkenar üçgen biçimindeymiş, eklemeler nedeniyle değişmiş.

Sümerbank Genel Müdürlük binası

İş Bankası’nın yanındaki bina Sümerbank binası. Alman Mimar Martin Elsaesser tasarlamış; istimlak edilen Taşhan’ın yerine 1937-38 yıllarında yapılmış. Giriş bölümü Ankara taşı kaplamalı. Trapez biçiminde bir yapı adası üzerine planlanmış. Dışbükey saçağı, içbükey formuyla karşıtlık yaratır. Satış mağazası, Ankaralıların “sümerbank basması” aldığı yerdi bir zamanlar. Birkaç kuşağın okul önlüğü, “çubuklu” pijama kumaşı buradan alındı. Basamaklarında buluşulur, vitrinindeki kumaşlara hayranlıkla bakılırdı.


Julien Sütunu (Belkıs Minaresi)

Hükümet meydanındaki bu sütun Roma İmparatoru Julianus’un Pers seferi sürecinde Ankara’dan geçtiğinde MS 362’de dikilmiş. Bu sütunun bir kızın mezar taşı olduğunu varsayan Ankaralılar sütuna (büyük olasılıkla 16. yy’dan itibaren) “Kızlar Minaresi” ya da Saba Melikesi Belkıs’ın adıyla “Belkıs Minaresi” demiş. 15 metre yüksekliğindeki bu sütun eskiden meydanın biraz daha güney batısında, aşağıda Taşhan’ın yakınındaymış. 1934’te İş Bankası ile o dönemdeki Başvekalet binasına yakın noktadan alınıp daha yukarıya, Valilik binasının önüne, Hükümet meydanına taşınmış.

Anıt, dikdörtgen bir kaide üzerinde, yatay yivli bir sütun ve en üstte yer alan bir başlıktan oluşuyor. Sütun başlığının bir yüzü kırılmış, diğer yüzlerinde madalyon süsleme görülüyor. Üzeri leylek yuvası ile taçlanmış, yıllarca leyleklerin yuvası ile bütünleşmiş ve Ankara’nın sembolü olmuştu. Geçmişte, leylek yuvasından yavrular düştüğü için yuvayı korumak üzere tel kafes yapılmış. (Bu kafesin telleri gerek pas, gerekse kuş pisliği nedeniyle anıta zarar verdiği için eleştirildiği de olmuştu.) Bu yıl maalesef ne kafes, ne yuva ne de leylekler var. Leyleklerin bu baharda sütuna yuva yapmamasını kafes tellerinin kaldırılmasına bağlayanlar da var, çevredeki inşaat çalışmalarının çokluğuna bağlayanlar da. Betonlaşmanın leylekleri Ankara’dan uzaklaştırdığını belirtenler de mevcut. Sonuçta Julien Sütunu’nun üzerinde artık leylek yok. Ankara’dan “bir güzel şey” daha eksildi...


Ankara Roma Caddesi

Ankara Roma Caddesi’nin küçük, sembolik bir bölümü Ankara Valiliği bahçesinde, Julien Sütunu’nun hemen yanında sergileniyor. Ulus Şehir Çarşısı temel kazısı sırasında bulunan ve Roma dönemine ait olan yolun devamı olduğu düşünülen bu bölümde, Roma döneminden 19. yy sonlarına kadar dört mimari tabaka saptanmış. Cam yüzeye güneş ışığı vurup yansıdığı için zeminde görünen duvarları, su kanallarını iyi fotoğraflayamadık. Mutlaka gözünüzle görmelisiniz. Gerçekleştirilebilse bölge tam bir açık hava müzesi niteliğinde. Anımsarsınız 2014‘te Valiliğin hemen yanında, Hacı Bayram Veli Çarşısı Sokağında yapılan kanalizasyon çalışmalarında da hamam kalıntısı olduğu düşünülen Roma dönemine ait sütunlar ortaya çıkmıştı.


Eski Başvekalet binası

İş Bankası binasının arkasında, Hükümet meydanında, Mimar Ahmet Bey’in tasarladığı, 1925’te yapılan tarihi bina var. 1925-1948 arasında Başbakanlık (başvekalet) binası, 1950‘li yıllardan sonra Maliye Bakanlığı binası, 2001‘den itibaren Gümrük Müsteşarlığı binası, daha sonra 2013’te kurulan Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörlük binası (bu bilgiyi üniversitenin web sitesinden aldık) olarak kullanılan bu tarihi bina şimdi onarımda. Başbakanlığın yabancı ve önemli konukları ağırlayacağı, “Misafir Sarayı” olarak kullanılacağı belirtilen binayı göremezsiniz, çevresi tamamen kapatılmış durumda. Kentsel sit alanı içinde yer aldığı tescillenmiş olan bu 91 yıllık yapı Ankara’nın tarihi dokusunu çok çarpıcı anlatan güzel bir örnek.


Ankara Hamidiye Çeşmesi

Telgraf Sokak ile Armutlu Sokak köşesinde, Misafir Sarayı olarak kullanılacak olan ve onarım gören binanın hemen yanında. Çeşme, şimdilerde işçi yatakhanesi olarak kullanılan binanın duvarında bulunuyor. 19. yy sonu, 20. yy başından kalma bu tarihi çeşme, bir kaynağa göre, Hacı Bayram Camii külliyesinde bulunan, İsmail Fazıl Paşa Türbesi diye bilinen ve Osmanlılar döneminde muvakkithane olarak kullanıldığı söylenen yapının yanındaymış. (Yapıya adını veren, Ali Fuat Paşa’nın babası ve Nazım Hikmet’in dedesi olan; 1921‘de vefat eden İsmail Fazıl Paşa İstanbul’a gömülmüş.) 1925’te tekkelerin kapatılmasıyla kaldırılan parçalarla birlikte bu çeşme de taşınmış olabilir. Ayrıntılı bilgiye ulaşamadık. Çeşmenin kitabesi yok. 19-20. yy çeşmelerinden önceki yıllarda yapılan çeşmelerde kitabe bulunmuyormuş; belki bu nedenle yok, belki de taşınırken kırılmış ya da kaybedilmiş.

Ankara taşından yapılmış çeşmenin ortasında ay yıldız, üzerinde üçgen alınlık, iki yanında dikey yivli sütunlar bulunuyor. Alınlık üzerinde, sütun başlıklarında, aynalık taşında süslemeler var. Biz çok etkilendik. Neden mi? Çok özel, güzel ve tarihi olduğu için. Kültürümüzün bir parçası olduğu için. Ankara’nın bir değeri olduğu için, Parçaları çimento harcı ile hoyratça birleştirildiği için. Yalağı kısmen de olsa kaldırıma gömüldüğü için. Şu anda bakımsız ve harap olduğu için. Kimsenin umurunda olmadığı için...

“Yakın - uzak Ankara tarihine bir yolculuk daha bitti.” demezseniz. Roma yolunu kullanarak Augustus Tapınağı’na ve Hacı Bayram Camii hemen ileride. Oraya da gitmenizi öneririz.

Ulus ve çevresi Friglerden Romalılara, Selçuklulardan Osmanlılara ve Türkiye Cumhuriyeti’ne katman katman bir hazineyi barındırıyor. Çoğu insanın bakıp eski ve köhne bulduğu her bir yapı “tarihi değeri ve anlamı olduğu için ve aslında tarihi bir hazinenin üzerinde olduğu için” önemli. Ve biz önem verirsek önemli.

Bu sayfayı paylaş

Siz de Arabul Ankara'da Yerinizi Alın!

En uygun bütçe ile en etkili tanıtımı yaparak marka bilinirliğinizi ve satışlarınızı arttırın.