Bu sayfayı paylaş

Ankara’nın küresel ısınma gerçeği ve yalıtım



Doğal denge bozuldu. Türkiye ve dolayısıyla Ankara, küresel ısınmanın bir sonucu olarak iklim değişikliklerinden fazlasıyla etkilenecek. Yalıtım konusuna özellikle buradan bakmak lazım.

2100 yılına kadar küresel sıcaklıkta 1-3,5 derecelik artış bekleniyor. Bu, sıcaklık ve yağış düzenlerinin değişeceği, afet boyutlarına varan olumsuz sonuçların yaşanacağı anlamına geliyor. Şiddetli yağışlar, sel, taşkın, kuraklık, çölleşme, yangın, fırtına, ekolojik dengenin bozulması ve salgın hastalıklar kuvvetli olasılıklar olarak görülüyor. Fakat 2100, 2050 yılları gelmeden, ülkemizde küresel ısınmanın olumsuz etkileri yaşanmaya başlandı.

Ankara yarı kurak, yarı nemli bir kent. Ormanları ve su kaynakları sınırlı. Bugün Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da olan sıcak ve kurak iklim kuşağı, ileride Ankara’da olacak. Buna hazır mıyız?

İlerleyen yıllarda sıcaklıktaki artış ve yağış düzenindeki ciddi sapmalar Ankara’daki hayatı zorlaştıracak. Şimdiden mevsimlerde kaymalar var. Ankara’nın ilkbahar ve yaz ayları biraz yaza, biraz kışa döndü. Kışlar ya çok soğuk ya çok yağmurlu geçiyor. Yazlar çok sıcak ve uzun artık. Gece gündüz arasındaki ısı farkı hep fazla olmuştur Ankara’da, şimdi daha da fazla.

Zeminden cepheye, tesisattan çatıya sağlam olmayan yapılar, küresel ısınmanın olumsuz sonuçlarını ikiye katlayarak yansıtacak sakinlerine.

Ankara’da mevsimler ve yıllık yağışlarda değişmelerin yoğunlaşacağı zamanları somutlayın zihninizde: Birkaç saat içinde normalin üç-beş katı oranda yağan yağmuru evinizin çatısı kaldırabilir mi? Kiremitler, oluklar ve su indirme boruları sert rüzgarlara, fırtınaya, doluya dayanabilir mi? Hırçın rüzgar, yağmur ve dolu evinizin dış cephesini döverken pencere çerçevelerinizden içeriye su girer mi? Birkaç ağır yağmur vakasından sonra dış cepheden iç cepheye yansımalar olur mu; dairenizin yeni boyattığınız duvarları kabuk kabuk kalkar, tavan dalga dalga lekelenir mi? Zaman içinde binanın zemini nemlenir, küflenir, yıpranır mı? Tesisat korozyona uğrar mı? Enerji çok daha kıymetli ve pahalı olduğunda şimdiki kadar rahat kullanılabilir mi?

Sorularımız moral bozucu; ama güçlü olasılıkları içeriyor.

Olası maddi manevi kayıpları değerlendirip önlem almak her zaman en iyisidir. Çünkü yaşadığınız bina ve beraberinde daireniz, küresel ısınmanın getireceği sorunları taşıyamazsa yapı daha fazla yıpranır, değerinden kaybeder. Isıtma ve soğutma masrafları yaşanır. Tamir ve yenileme için zaman, emek, para kaybı artar. Konfor kalmadığında sağlık, huzur ve mutluluk da kalmaz. Tüm bunları bir daha düşünün. Yeni koşullara dayanabilecek yapıların şimdiden inşa edilmesi, mevcutların dayanımlı hale getirilmesi gerek.

İleride Ankara’da yaşanacak “daha sıcak, daha soğuk, daha yağmurlu, daha zor koşullar” için binada yaptırılacak yenileme ve onarım çalışmalarının maliyetini de düşünmek lazım. Bugün makul rakamlarla yaptırmadıklarımızı ileride astronomik rakamlara yaptırmak zorunda kalmak da var. Yapılacak kontrollerde ceza almak var. Enerjiye ihtiyacın çoğalması var...

İşin asıl önemli boyutu ise, yalıtım yoluyla enerji tüketiminde tasarrufa gitmek ve küresel ısınmaya karşı bir adım atmaktır. Yazın klimayı; kışın doğalgazı, kömürü ve elektrik ocağını bireysel olarak daha az kullanmak, atmosfere salınan sera gazı oranının düşmesine katkıdır. Sera etkisinin artması küresel ısınma demektir. Küresel ısınma ise çevresel kayıplar, ekonomik kayıplar ve toplumsal sorunlar demektir. Bu sarmaldan kurtulmanın önemli yollarından biri de binalarımızın yalıtımını ve bakımını yaptırmaktır.

Yalıtımı ihmal etmeyelim. Yaklaşık beş bin yıldır yerleşim merkezi olan Ankara çok yaşaşın. Ankara’da çocuklarımız da yaşasın.

Bu sayfayı paylaş

Siz de Arabul Ankara'da Yerinizi Alın!

En uygun bütçe ile en etkili tanıtımı yaparak marka bilinirliğinizi ve satışlarınızı arttırın.