Bu sayfayı paylaş

Ankara keşfedilmeyi bekliyor: 10 Fotoğrafta Samanpazarı



Ankara’da gezilecek yer yok diye düşünmeyin; işte en renkli bölgelerden biri, Samanpazarı.

AVM’lerle sınırlı alışveriş hayatımız bize neredeyse 4 bin yıllık Ankara’da yaşadığımızı unutturdu. Genç kuşaklar kadim Ankara’yı pek bilmiyor. Ankara’da yaşayan pek çok insan Ankara’nın tarihi dokusunu bilmediği için “Ankara’da gezilecek yer yok” diye düşünüyor. Oysa Ankara keşfedilmeyi bekliyor.

Fotoğraf çekmeyi de seviyorsanız haydi Ankara Kalesi’nin hemen altındaki Samanpazarı’na gidelim. Eski Ankara’nın keyfini çıkaralım.


Samanpazarı’nda balyalarla saman alınan, atlara nal çaktırılan yıllar çok geride kaldı. Ne saman satılıyor artık Samanpazarı’nda, ne de çevresindeki çarşılarda ticaretin kalbi atıyor.


Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden Altındağ Belediyesi önündeki Ulucanlar Caddesi’ne kadar olan bölge çok uzun bir süre uluslararası tiftik, sof kumaş, deri ticaretinin yapıldığı, borsa işlevi de olan ticari bir merkezmiş. Kale’nin kuzey yönünde, Bend deresinde ise debbağhaneler (tabakhaneler, yani deri işlenen yerler) varmış.

1071 Malazgirt savaşından sonra Ankara ve çevresine yerleşen Türkmen obaları, ardından Selçuklular, Ahiler ve Osmanlılar döneminde Samanpazarı, Koyunpazarı, Atpazarı ve Tabakhane semtlerinde ticaretin yürütüldüğü çarşılar olmuş. 1881 yangını sonrasında sof ticareti azalmış, ticaret merkezi bugünkü kalenin aşağı yüzüne, yani bugünkü Ulus’a doğru kaymış.


Bugünün beş yıldızlı otelleri sayılabilecek hanları, AVM’leri denilebilecek bedestenleriyle Samanpazarı çok canlı bir bölgeymiş. Bu bölgede ticarethanesi, üretimhanesi olan, uluslararası iş yapan; hanları, hamamları olan Ermeni, Türk, Yahudi, Rum tüccarlar Ankara’nın en zenginleriymiş. Ankara köylerinde geniş arazileri; Keçiören’de, Etlik bağlarında, Çankaya’da, Öveçler’de, Seyran bağlarında yazlıkları varmış.

İlk fırsatta Samanpazarı’nı keşfe çıkın. Ankara Kalesi’nin hisar kapısı önünü ve çevresindeki sokakları keşfedin. Kafelerinde, lokantalarında molalar verin. Dükkanlara girin. Hediyelikler, antikalar; kumaş, gümüş, bakır eşyalar, baharat, kuru yiyecek alın. Farklı ve zevkli bir gün olacak emin olun.


Kale kapısının karşısına gelen alan Atpazarı meydanıdır. önünden Atpazarı Sokak’a dönün, Can Sokak’tan Aslanhane Camisi’ne yönelin. Aslanhane Camisi’ni mutlaka ziyaret edin. Selçuklulardan kalan, Anadolu’da çok az örneği bulunan nadir camilerimizdendir.

Can Sokak’tan güneye doğru devam edin ve Ulucanlar Caddesi’ne çıkın. Ulucanlardan sağa dönüp Koyunpazarı Sokak’tan tekrar Kale’ye yönelin.


Ara sokaklara da girerek kaybolun. Pirinç Han’ın arkasındaki Arı Sokak’tan Saraçlar’a, oradan Çıkrıkçılara ulaşın. Çıkrıkçılar Çarşısı eskiden “Uzun Çarşı” olarak adlandırılmaktaymış. Çarşıya çıkan sokaklarda bakırcılar, yemeniciler çarşıları varmış. Uzun çarşı aşığıda bugünkü Ulus Halinin olduğu bölgedeki Taht’el-kal’a (Tahtakale) çarşısına, oradan da Hacı Bayram Camisine uzanırmış.



Ankara keçisinin yetiştirildiği, tiftik ve sof ticaretinin yapıldığı yıllara dayanan bir geçmişi var Çıkrıkçılar’ın. Tiftik zamanı Ankara’nın köylerinden gelenler mallarını toptancılara satıp manifatura vb. tüm ihtiyaçlarını buradan alıp köylerine dönerlermiş. Hâlâ manifatura ağırlıklıklı dükkanlar vardır Çıkrıkçılar’da.


Çıkrık satılan, çıkrık tamiri yapan bir yer iken şimdi ağırlıklı olarak kına, nişan, düğün malzemeleri ve giysileri satılan bir sokağa dönüşmüş durumda Çıkrıkçılar.


Bakırcılar çarşısında bakır döğülen ya da bakır kalaylatılan yıllar biteli çok oldu. Ustalar eskiden ev eşyası yaparken şimdi hediyelik eşyalarla yetiniyor. En iyi müşterileri ise bölgeyi avcunun içi gibi bilen, Ankara’daki konsolosluklarda görev yapan yabancılar. Dükkanlarda bakır ocakbaşı, sahlep kazanı, hediyelik eşya, vazo, semaver, mutfak eşyaları, tabak, sahan, güğüm, kazan, saksı ve diğer dekoratif ürünler satılıyor. Şark köşesi yapmak isteyenlere, villasına bakır şömine düşünenlere, binaya bakır çatı yaptıracaklara; halı, kilim, mobilya alacaklara hitap ediyor.


Turizm firmaları yabancı turisti Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne götürüp 2 saat sonra otobüslere bindirip oteline döndürüyor. Oysa Samanpazarı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin en çarpıcı örneklerini barındırıyor. Hanlar, konaklar, hamamlar, camiler ve mescitleri; geleneksel el sanatlarımızın zengin ürünlerini barındıran çarşıları ve Anadolu mutfağının en nefis örneklerini sunan lokantaları ile Samanpazarı muhteşem bir bölge. Unutmamalı ki kale ve çevresi sadece mimarisiyle Safranbolu kadar turist çekebilir.

Ankaralılar olarak bizler bölgeye ilgi göstermezsek kim gösterecek. Ankara AVM’lerden ibaret değil. Samanpazarı’na, Hamamönü’ne, Ankara Kalesi’ne, Yahudi Mahallesi’ne, Anafartalar’a, Ulucanlar’a, Hacı Bayram’a da gidelim, gezelim, alışveriş yapalım, yiyip içelim. Ankara AVM’lerden ibaret değil. Eski Ankara’dan kalan son izleri yaşatalım.

Bu sayfayı paylaş

Siz de Arabul Ankara'da Yerinizi Alın!

En uygun bütçe ile en etkili tanıtımı yaparak marka bilinirliğinizi ve satışlarınızı arttırın.