Bu sayfayı paylaş

Alaeddin Camii, Ankara’nın en eski Selçuklu yapısı!



Ankara’da yaşayıp da Alaeddin Camisini görmemek olmaz.

Çoğumuz bir nedenle Ulus’a, Samanpazarı’na, Ankara Kalesi ve çevresine gideriz; ama bölgedeki Roma, Selçuklu ve Osmanlı mimarisi eserleri pek görmeyiz. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında inşa edilmiş eserlere çok dikkat etmeyiz. Oysaki tüm bu eserler, birçok anlamda çok değerlidir. Ankara’yı Ankara yapan değerlerdendir. Dünyanın birçok yerinden sanat tarihçisi, mimar gelir bu yapıları görmek, incelemek için. Ankara’da yaşayıp da görmemek olmaz.


İlk Ulus ya da Kale ziyaretinizde Alaeddin Camii’ne de gitmenizi öneririz. Ankara’nın en eski tarihli camisi, kardeşler arasındaki taht kavgalarının tanığı; mimari nitelikleri, malzemesi ve geçirdiği onarımlardan bugüne taşıdığı anılarıyla farklı bir camidir Alaeddin Camii. Türk mimarlık tarihi için çok önemli olan; onarımlarla 12. yy’dan günümüze ulaşmış ve halen kullanılan bu “özel” camiyi ziyaretiniz öncesi bilmenizin yararlı olacağını düşündüğümüz bilgileri özetledik sizin için.


Sultan Alaeddin Camii

  • Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad döneminde onarıldığı için adına “Sultan Alaeddin Camii” dense de, aslında 12. yy’da Selçuklu Meliki Muhyiddin Mesud tarafından yaptırılmıştır.
  • 2. Kılıçarslan sağlığında ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırıp Ankara merkez olmak üzere, Eskişehir, Çankırı ve Kastamonu’yu M. Mesud’a vermiş; Sultan Mesud 17 yıl Ankara’da yaşamış. Şiir ve edebiyata meraklı olduğundan edebiyatçıları, sanatkârları da Ankara’ya toplamış. Cami ile birlikte Sultan Mesud’un sarayının da yapıldığını düşündüren ve kıble duvarının batı ucunda bulunan bir dehliz vardır. (Bu dehlizin Suluhan’a ve Hacı Bayram’a ulaştığı söylenir.) Ankara Etnografya Müzesi’nde bulunan ve G. Keyhüsrev’e ait olduğu belirtilen ahşap taht da bir sarayın varlığını doğrular.
  • Kardeşi Rükneddin Süleyman Ankara’yı kuşatmış, kuşatmada Cami de darbe almış, Muhyiddin Mesud 1204’te “Ankara halkına ve kendi canına zarar verilmemesi kaydıyla” şehri teslim etmiş; fakat başka bir yere götürülürken yolda öldürülmüş.
  • Taht kavgaları sürerken Alaeddin Keykubad Ankara’ya sığınmış ve iki yıl kalmış, bu sürede Camiyi de onartmış. Ankara’yı ağabeyi Keykavus’a terk etmek zorunda kaldığı kuşatmada da Cami büyük olasılıkla hasar almış.
  • Cami; Sultan Orhan, 2. Murad, 2. Abdülhamid ve Cumhuriyet dönemlerinde de onarılmış. Dolayısıyla günümüze ulaşan çeşitli parçaları/bölümleri farklı yıllardan kalmış.
  • Alaeddin Camii’nin doğusunda, Türklerin 1073’te Ankara’yı fethinden sonra yaptıkları ilk cami, “Eski Cami” varmış.


Alaeddin Camii’nin bahçesinden itibaren tek tek bakarsak:

  • Son cemaat yerinde antik devre ait devşirme sütunlar ve başlıklar bulunur. Bu antik parçalar ve Evliya Çelebi’nin “bu caminin (Alaeddin Camii’nin) yerinde eskiden bir kilise varmış” ifadesi, bu alanda daha önce bir kilise olduğunu doğrular.
  • 1433‘teki onarımda inşa edildiği düşünülen minaresi tek şerefelidir, tuğla gövdesinin altında ve üstünde taş bilezik dolaşır.


  • Caminin korkuluk duvarına gömülü eski bir çeşmesi vardır.
  • Bahçesinde birçok mermer yapı parçaları, Latin ve Arap alfabesi ile yazılmış yazıtlar, süslemeli mezar taşları bulunur.



  • Bahçede bulunan ve içkale surlarına bitişik olan kalıntının, cami sağa kaydırılmadan önceki eski mihrap olduğunu belirten uzmanlar olduğu gibi, ilgisi olmadığını belirtenler de vardır.
  • Kapı üzerinde 2 “tamir kitabesi” bulunur.
  • Alaeddin Camii, dikdörtgen planlı, düz tavanlıdır.
  • Mihrap 1895 onarımından kalmadır. Kabartma yapraklarla süslüdür. Niş üzerindeki kemerin köşelerinde birer gülbezek vardır.
  • Ceviz ağacından minberi, sahte kündekâri tekniği ile yapılmıştır. Cami’nin en değerli bölümlerindendir. Çalma girişimleri nedeniyle özel korumaya alınmıştır. Minberin kapısının üzerinde Arapça yazının Türkçesi “Dünyayı ve dini ihya eden, Rum ve Yunan mülklerinin sahibi, kudretli emir Sultan Ebünasır Kılıçarslan oğlu Mes’ud, 594 senesi Safer ayı” şeklindedir. (Minber’in camiden önce yapılmış ve başka bir camiden getirilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.)
  • Kuzeyinde son cemaat yeri ve üzerinde kadınlar mahfeli bulunur. Anadolu’da bu nitelikteki ilk camidir ve Hacı Bayram gibi birçok camiye de ilham olmuştur.
  • Pencerelerdeki kalem işi süslemeler çok güzel çalışmalardır. Ankara’daki kalem işlerinin en eski örnekleridir. Ahşap pencere kanatları Ankara Etnografya Müzesi’ndedir.


Camiden çıkınca belki Ankara kalesini adım adım gezeceksiniz. Surlarına çıkacak, restore edilip restorana dönüştürülmüş Ankara evlerinde yemek yiyecek, dükkanlardan alışveriş yapacaksınız. Ama önce Sultan Alaeddin Camii’nden Ankara’ya bir bakın. Bakın ne köklü, ne ebedi bir kentte yaşıyorsunuz.


Alaeddin Camii nerede?

Ankara Kelesi, Altındağ Ankara (Ankara Kalesi’ne Kalekapısı Sokak’tan girip Zindan Kapı’ya kadar ilerleyin. Sola dönün. Bahçe girişi Alitaş Sokak’ta.)

* Her iki şekli de kullanımda olduğu için “camii” sözcüğünü, Türkçe ekiyle, “camisi” olarak da kullandık.

Bu sayfayı paylaş

Siz de Arabul Ankara'da Yerinizi Alın!

En uygun bütçe ile en etkili tanıtımı yaparak marka bilinirliğinizi ve satışlarınızı arttırın.